. Çevre İle İlgili Sloganlar - Çevre Koruma Sloganları ORMANSIZ YURT VATAN DEĞİLDİR. YEŞİL GÖRMEYEN GÖZLER RENK ZEVKİNDEN MAHRUMDUR. VATAN TOPRAĞI KUTSALDIR , KADERİNE TERK EDİLEMEZ. M. K. ATATÜRK SOLUYACAĞINIZ OKSİJENİ BULABİLMEK İÇİN BİR AĞAÇ DİKİNİZ YAPRAK YEŞİLİ, GÖK MAVİSİ, ÇOCUKLARIMIZ RENKLERİN VARİSİ. ELİN İLE YAKTIĞIN ATEŞİ, GÖZYAŞINLA SÖNDÜREMEZSİN. ÇEVREYİ HOR GÖREN, GELECEĞİ ZOR GÖRÜR. ORMANDA ATEŞ YAKMAYIN, DOĞA SEVENLERİ AĞLATMAYIN. ÇEVREYİ NASIL BULMAK İSTİYORSAN ÖYLE BIRAK. SAĞLIKLI YAŞAM, SAĞLIKLI ÇEVRE İLE OLUR. BİZ DOĞAYI KORUDUKÇA, DOĞA DA BİZİ KORUR. YARININ DOĞASI BUGÜNDEN YARATILIR. AMBALAJ ÇÖP DEĞİLDİR, AYRIŞTIRMAK BİLİNÇTİR. DAMLAYA DAMLAYA GÖL OLUR, BOŞA GİDERSE “SU” İNAN GÖLLER KURUR. YAPMAN GEREKEN ÇOK BASİT, İŞİN BİTTİĞİNDE DÜĞMEYİ, MUSLUĞU KAPAT. NÜKLEERE İNAT, YAŞASIN HAYAT. HAVA KİRLİLĞİNİ ELE ALMAYANLARI, HAVA KİRLİLİĞİ ER - GEÇ ELE ALACAKTIR. UÇMUYORSA KUŞLAR, ÖLÜYORSA BALIKLAR, NASIL YAŞAR İNSANLAR ? YEŞİLİ GÖRMEYEN GÖZLER RENK ZEVKİNDEN MAHRUMDUR. AGAÇ, ÇİÇEK VE YEŞİLLİK MEDENİYET DEMEKTİR. ÇEVRE BEKÇİ İLE DEĞİL, AKIL VE SEVGİ İLE KORUNUR. EN İYİ TEKNOLOJİ ÇEVREYİ EN AZ KİRLETENDİR. ATIKLARIMIZI ÇEVREYE DEĞİL, ÇÖP KUTUSUNA DÖKELİM. DOĞA İNSAN OLMADAN DA YAŞAYABİLİR AMA İNSAN DOĞA YOKOLDUKTAN SONRA YAŞAYAMAZ. BİR DİKİLİ AĞACI OLMALI HERKESİN, YAŞAMAK VE YAŞATMAK İÇİN. DOĞADA TÜM CANLILARIN YAŞAMAYA HAKKI VARDIR. DOĞA KENDİSİNE GÜVENENİ ASLA ALDATMAZ GELECEĞİN KONUTLARI, BETONU ÇOK OLAN DEĞİL YEŞİLİ ÇOK OLANDIR. ÇEVRE SORUNLARININ ÇÖZÜMÜ EĞİTİMLE BAŞLAR. ÇEVRECİLİK SADECE MODA DEĞİL GEREKLİLİKTİR. DOĞADAN AYRILMAK MUTLULUKTAN AYRILMAKTIR. UYGARLIK İNSANIN ÇEVRE İLE UYUM İÇİNDE YAŞAMASIDIR. ÇEVREYİ KORUMAK SEVGİYLE BAŞLAR, SEVMEK YAŞATMAKTIR. YAKIT İSRAFI VE HAVA KİRLİLİĞİ SAĞLIĞIMIZIN VE KESEMİZİN DÜŞMANIDIR. BİRBİRİMİZLE DEĞİL ÇEVRE KİRLİLİĞİ İLE SAVAŞALIM. DAHA İYİ BİR ÇEVRE DAHA MUTLU BİR YAŞAM. DAHA YEŞİL BİR TÜRKİYE İÇİN EL ELE VERELİM UMUTLARIMIZI FİDAN DİKEREK YEŞERTELİM. DİKTİĞİNİZ FİDANIN GÖLGESİNDE OTURMANIZ DİLEĞİYLE. DİKTİĞİNİZ HER FİDANLA YAŞAMA KÖK SALARSINIZ. AĞAÇLAR VE ORMAN HAYATIMIZIN AYRILMAZ BİR PARÇASIDIR, ONLARSIZ BİR UYGARLIK DÜŞÜNÜLEMEZ. SUYA SET GÜNEŞE ŞEMSİYEDİR ORMAN. AĞAÇ OLMADAN ORMAN, ORMAN OLMADAN VATAN OLMAZ. BİR FİDAN İKİ FİDAN... DERKEN ÜÇ, DÖRT, BEŞ FİDAN BİRDE BAKARSINIZ ÇEVREN OLUVERMİŞ ORMAN. ORMANIN KIYMETİNİ ÇÖLE DÜŞENLER ANLAR. İSTİYORSAN ARKANDA BİR ESER, BİR FİDAN DİKMEN YETER. YEŞİLİ SİYAHA DÖNÜŞTÜRMEYELİM. GELECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORSAN ORMANLARINI KORU. EROZYONU ÖNLEMEK İÇİN MİLLETÇE EL ELE VEREREK FİDAN DİKELİM. ORMANI VE MERASI TAHRİP EDİLMİŞ YERLERDE EROZYON; TOPRAKLARIN KEMERİ, DOĞAL AFETLERİN KAYNAĞIDIR. OTOMOBİLİ, KÖMÜRÜ, ÇİMENTOYU İTHAL EDEBİLİRSİNİZ AMA TOPRAĞI İTHAL EDEMEZSİNİZ. EROZYON İNSANLAR İÇİN BİRAZ DAHA AZ EKMEK, BİRAZ DAHA ÇOK GÖZYAŞIDIR. EROZYON DEMEK TOPRAKLARIMIZIN KAYBI DEMEKTİR, ÇORAKLAŞMA DEMEKTİR, AÇLIK DEMEKTİR. KORUMAZSAK DOĞAL GÜZELLİKLERİMİZİ, GELECEK NESİLLER SORGULAR BİZİ. SADECE DOĞANIN VERDİĞİNİ TÜKETEN ONA HİÇBİRŞEY KAZANDIRMAYANLAR, SONUNDA ÇEVREYE VERDİĞİ KİRLİLİKLE CEZALANDIRILIR. ÇÜNKÜ KİRLİ BİR DOĞADA YAŞANAMAZ. DÜNYA İNSANLARA DEĞİL İNSANLAR DÜNYAYA AİTTİR. BU DÜNYA BİZE ATALARIMIZDAN MİRAS KALMADI, BİZ ONU ÇOCUKLARIMIZDAN ÖDÜNÇ ALDIK. FİDAN TOPRAĞIN ÇOCUĞUDUR. ONU KENDİ ÇOCUĞUMUZ GİBİ KORUYALIM. TABİATIN KORUNMASI, İNSAN GELECEĞİNİN SİGORTASIDIR. Plastikler, ağır metaller, tarım ilaçları, gübreler, ağır hidrokarbonlar…toprak kirliliğini oluşturur. Toprakların fiziksel, kimyasal ve biyolojik dengelerinin çeşitli kirletici unsurlarla bozulması olayına toprak kirliliği adı verilir. Toprak kirliliğine sebep olan en önemli etkenler; yerleşim alanlarından çıkan atıklar, endüstri atıkları, egzoz gazları, tarım ilaçları ve kimyasal gübrelerdir. Evsel katı atıkların depolandığı alanlar ve kanalizasyon şebekeleri ile toplanan atık suların arıtılmadan doğrudan toprağa verildiği alanlarda toprak kirliliği meydana gelmektedir. Egzoz gazları, ozon, karbon monoksit, kükürt dioksit, kurşun ve kadmiyum vs. gibi zehirli maddeler rüzgarlar ile uzak mesafelere taşınmakta ve yağışlarla yere inerek toprağı ve suyu kirletmektedir. Tarımsal mücadele ilaçlarının ve suni gübrelerin bilinçsiz ve aşırı kullanımı sonucu, toksik maddelerin toprakta birikimi artmakta ve doğal ortamın kirlenmesine sebep olmaktadır. Suni gübrelerin de sodyum, potasyum gibi besin maddelerini içeren aşırı ve bilinçsiz kullanımı sonucu toprağın yapısı bozulmakta ve bu da toprak kirliliğine yol açmaktadır. Toprak kirliliği ile topraktaki besin maddelerinin derişimi değişir. Suda çözünmeyen katı maddeler toprakta birikerek toprağın geçirgenliği gibi bazı fiziksel özelliklerini bozar. Deterjan molekülleri gibi bazı organik moleküller toprağa yığılmakta ve burada yetişen kültür bitkileri ile gıda zincirinde taşınabilmektedir. Ağır metallerin topraktaki derişimleri artarak bitki gelişimi ve kalitesi bozulmakta ve sonuçta topraktan alınan verim azalmaktadır. Endüstriyel atıklar direkt olarak toprağa ve dolaylı olarak da havaya ve suya verildiğinde çevreyi kirleterek toprak kirliliğine neden olmaktadır. Özellikle ormanların tahribi sonucu oluşan toprak erozyonu, bugün dünyanın birçok bölgesinde olduğu gibi ülkemizde de en önemli çevre sorunlarından birisi haline gelmiştir. DDT benzeri kimyasal maddeler, ağır metal tuzları, deterjanlar, sera gazları, kloroflorokarbonlar, plastikler, klor ve fiorlupolimerler toprakta uzun süre parçalanmadan kaldıkları için toprak geçirgenliği azalarak ekolojik dengenin bozulmasına neden olur. Ağır metal aynı zamanda da toprağı kirletirler. Adreslerimiz Anaokulu Ahmet Taner Kışlalı Mah. 2408 Sok. No3 Çayyolu 06810 Çankaya / Ankara İlkokul - Ortaokul - Anadolu ve Fen Lisesi Ahmet Taner Kışallı Mah. Alacaatlı Cad. No 32 Çayyolu 06810 Çankaya / Ankara info +90 312 215 05 39 Anaokulu için anaokulu +90 312 235 80 81 İlkokul - Ortaokul için ilkokul ortaokul +90 312 238 26 36 Anadolu ve Fen Lisesi için lise Toprak, ana materyal adını verdiğimiz kayaçların, organik atıkların uzun bir süreç içinde birçok fiziksel, kimyasal ve biyolojik olay ve etkenlerle parçalanıp ayrışması sonucu ortaya çıkan ve dinamikleri devam eden doğal bir varlıktır. Toprak; insan, bitki ve birçok hayvanın üzerinde durduğu, insanların yaşamlarını devam ettirebilecekleri tek yerdir. Buna karşılık yeryüzünün sadece ¼’ü karalarla kaplı olup bu alanların dağlık, çöl, çoraklık vb. birçok doğal kısıtlılık nedeniyle çok az bir miktarı tarımsal üretime başka bir deyişle insanların kullanımına uygundur. Bugün toprak alanları, bir yandan kentleşme ve altyapı endüstriyel yapılar, yollar, hava alanları vb. alanları olarak kullanılarak daralırken diğer yandan toprak kirliliği gibi çok ciddi bir çevre sorunu tehdidi altındadır. Her şeyden önce toprak kirliliğini incelerken toprakların alan olarak artırılamadığı, toprakların ikamesinin mümkün olmayan kaynaklar olduğu ve kirlenmiş bir toprağın pratik olarak temizlenmesinin mümkün olmadığı bu alanların terk edilmekten öteye bir şey yapılamayacağı unutulmamalıdır. Hava ve su gibi, canlıların yaşaması için vazgeçilmez unsurlardan bir diğeri de topraktır. Toprak, bitki örtüsünün beslendiği kaynakların ana deposudur. Toprağın üst tabakası insanların ve diğer canlıların beslenmesinde temel kaynak teşkil etmektedir. Bir gram toprağın içerisinde, milyonlarca canlı bulunmakta ve ekosistemin devamı için bunların hepsinin ayrı önemi bulunmaktadır. Toprağın verimliliğini sağlayan ve humus yönünden en zengin olan kısmı toprağın üst tabakasıdır. Toprak, en önemli doğal kaynaklardan birisi olup; tarım dışı gayelerle kullanılması, ağır metallerle kirlenmesi ve erozyon sonucu oluşan etkilerle kayıplara uğramakta ve verim düşmektedir. Kaybedilen toprakların yeniden kazanılması çok zordur. Toprağın 1 cm’lik üst tabakası, ancak birkaç yüzyılda oluşabilmektedir. Dünyadaki toprakların ancak 1/10’inde üretim yapılabilmektedir. Ülkemizin arazi varlığının ise yaklaşık %36’sı işlenmekte, %28’i çayır ve mera, %30’u orman ve fundalık olup geriye kalan bölümü diğer araziler içinde yer almaktadır. Ekilebilir arazinin ancak %18’i sulanabilmektedir. Toprak kirliliği, insan faaliyetleri neticesinde toprağın tabii yapısının bozulması, fiziksel, kimyasal ve biyolojik bileşiminin olumsuz yönde değişmesi ve özelliği icabı faydalı kullanılabilirliğinin azalması veya yerinde kullanılmaması şeklinde tarif edilebilir. 20. asrın başından itibaren modern tarıma geçilmesi ve sanayileşmenin hızlanması ile birlikte, toprak kirliliği de bir çevre sorunu olarak ortaya çıkmaya başlamıştır. Daha önceki asırlarda nüfusun azlığı ve endüstrinin henüz gelişmemiş olması sebebiyle, diğer çevre faktörlerinde olduğu gibi toprakta da herhangi bir kirlenme söz konusu değildi. Özellikle 20. yüzyılın ortalarına doğru hızlı nüfus artışı ile birlikte, tarım ve diğer alanlardaki sanayi ve teknolojinin hızla gelişmesine paralel olarak, toprak kirliliği de artmaya başlamıştır. Toprak Kirliliğinin Nedenleri Yerleşim alanlarından çıkan atıklar, egzoz gazları, endüstri atıkları, tarımsal mücadele ilaçları ve kimyasal gübreler toprak kirliliğine sebep olan en önemli etkenlerdir. Yerleşim alanlarından çıkan çöplerin gelişigüzel boşaltılması Sanayi kuruluşlarının atıklarının toprağa atılması Kanalizasyon şebekelerinin arıtılmaksızın, doğrudan toprağa verilmesi Tarımsal üretimde birim alandan daha yüksek ürün almak için suni gübrenin aşırı kullanılması Tarımsal mücadele ilaçlarının bilinçsiz ve aşırı kullanımı Egzoz gazları, karbonmonoksit, kükürtdioksit, kurşun ve kadmiyum vs. gibi havaya verilen zehirli maddeler yağışlarla yere inmesi Ormanların insanlar tarafından tahrip edilmesi, yakılarak tarla açılması, tarım topraklarının hatalı işlenmesi, mera ve çayırların bilinçsiz kullanımı, aşırı otlatma vb. sebeplerle oluşan toprak erozyonu Endüstri, egzoz ya da ısınma kökenli havaya verilen kirletici gazların yağışlarla asit yağmurları yere inmesi. Su kaynaklarının kıt olması nedeniyle, kirli suların tarımsal sulamada kullanılması Ekonomik gerekçeler ve insanların yüksek gelir elde etmek isteği, kaliteli ve birinci sınıf toprakların yerleşim ve endüstri için amaç dışı kullanımı sağlamış, öte yandan kurulan bu tesisler yakın çevre arazileri için önemli kirletici noktaları oluşturmuştur. Aşırı Gübre Kullanımı Toprak kirliğinin diğer önemli bir yönü sekonder olup özellikle su kirliliği açısından büyük önem taşımaktadır. Toprağın yapısı bilinmeden yapılan gübreleme ve zararlılara karşı yapılan mücadelede kullanılan tarım ilaçlarının fazlası, bitki ve canlılara zarar verdiği gibi, yeraltı sularını sızmakta, yüzey akışları ve erozyonla da yüzey suyu kaynaklarına taşınarak su kirliliğine neden olmaktadır. Anız Yangınları Yurdumuzda hububat hasadından sonra, verimin yüksek olduğu ve saman sıkıntısı olmayan yıllarda, hububat alanlarının yaklaşık %30’unun anızı yakılmaktadır. Anızın yakılması suretiyle yok edilmesinin sebebi kolay, çabuk ve masrafsız olmasındandır. Bununla birlikte böcek ve diğer zararlılar ile çeşitli hastalıkların azaltılması, toprak işlemede kolaylık sağlaması ve daha yüksek verim beklentisidir. Bazı yararlar beklenerek anız yakmanın, pek çok olumsuz etkileri de bulunmaktadır. a Çevreye olan etkileri Hava kirliliğine sebep olması ve karayolunda görüşün azalmasıyla trafik kazalarına sebep olmasının yanı sıra; anız yangınları komşu tarlalardaki ürünlere ve meyve bahçelerine, telefon direklerine, yerleşim yerlerine, ormanlara ve pek çok yaban hayvanına zarar vermektedir. b Toprak özelliğine olan etkisi Anız yangınıyla yüzey toprağının organik maddesi yok edilmiş olur. Toprak için çok önemli olan organik maddelerin; yağış sularının emilmesini ve tutulmasını sağlamak, kümeleşmeyi temin ederek erozyonla taşınmayı önlemek, toprağın havalanmasını sağlamak gibi önemli fonksiyonları vardır. Anızın yakılması sırasında toprağın 13 cm’lik üst katmanının ısısı 50-75oC’ye kadar çıkmakta, bu sebeple mikroorganizmaların % 70’i zarar görmektedir. Halbuki topraktaki mikroorganizmaların faaliyeti sonucu organik madde parçalanır, ayrışır ve humus haline dönüşür. Yapılan araştırmalar sonucunda; anız yakmanın toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerini bozduğu, verimini düşürdüğü ve biyolojik dengeyi olumsuz yönde etkilediği anlaşılmıştır. Bu sebeple modern tarımda anız yakmaya yer yoktur. Ülkemizde 1993 yılından beri anız yakılması yasaklanmıştır. Yanlış Arazi Kullanımı Kentleşme sürecinde ve kıyılarımızın turizme açılmasında da yanlış arazi kullanımı uygulamaları sürmektedir. Hızlı kentleşme, kent nüfuslarının hızlı artışı ve gecekondu olayının süregelmesi, kent topraklarının genişletilmesini ve bu arada plansız ve bilinçsiz arazi kullanımı sorunu ve tarımsal toprakların yerleşim yeri olarak kullanılması olayını da birlikte getirmektedir. İstanbul Boğazı yamaçlarında mevcut bitki örtüsünün kaldırılması suretiyle yapılaşmalara açılan topraklar, yanlış toprak kullanımının öncüleri olmaktadır. Kentleşme ve sanayileşmenin çevre üzerindeki olumsuz etkileri birkaç yönde sürecektir. Birincisi, değerli tarım topraklarının özellikle kıyılarda hızla kentsel kullanımlara açılmasıdır. Kamu eliyle tarıma elverişli duruma getirilmeleri için para harcanan verimli topraklar bile kamunun kayıtsızlığına kurban gidebilmektedir. Sanayi sektöründe gelişmeler, organize sanayi bölgeleri için yer seçimi, genellikle altyapıların ekonomik kolaylıklar sağladığı yörelerde kurulacak biçimde yapıldığı gözlenmektedir. Hiçbir düşünce, ham maddesinin üretildiği birinci sınıf tarım alanı üzerine, bu ürünü işleyen sanayi tesislerinin kurulmasına olanak vermez. Çukurova’da pamuk üretimine elverişli, sulama tesisleri tamamlanarak sulamaya açılmış birinci sınıf alanlardaki tekstil fabrikalarının kuruluşu, oradaki yol, su ve elektrik enerjisi olanaklarından kolayca yararlanma amacından kaynaklanmaktadır. Tarım topraklarının, artık üzerinde tarım yapılamaz hale getirilerek yok edilmelerinin diğer bir biçimi de, bunların toprak sanayilerinde kullanılmak üzere satın alınmalarıdır. Tapuda herhangi bir işlem yapılmasına gerek kalmadan satılan, toprak sanayisine elverişli, fakat uzun yıllarda oluşmuş alüviyal topraklar, ana kaya düzeyine ininceye kadar alınmakta ve fabrikalara taşınarak tuğla, kiremit, seramik vb. yapımı amaçlarıyla ham madde olarak kullanılmaktadır. Tarıma elverişli topraklar dışında, aynı amaçla kullanılabilecek kaynaklar ilgili kuruluşlarca saptanarak ilgililere önerilmekte ise de, çeşitli nedenlerle bu ocakların kullanılmaları sağlanılamamaktadır. Kimyasal Kirlenme Toprakların verim güçlerinin kaybolmasına neden olan diğer bir kirlenme şekli de, kimyasal kirlenmelerdir. Bu tür kirlenmelerde ana etmenler atmosferik çökelmeler, asit yağmurları, atık sular ve bunlarla kirlenmiş suların toprakta bıraktığı kirletici elemanlar, arıtma tesislerinden çıkan kirli çamurların toprakta yaptığı kirletici etkiler, tarımsal ilaçların bazılarının toprakta birikmeleri ile oluşan tarıma bağlı kirlenmelerdir. Ayrıca sulama yoluyla ortaya çıkabilecek, tuzlanma ve çoraklaşma gibi toprağın verim gücünü azaltan, hatta giderek tarımsal üretimde kullanılmasını önleyen fiziksel ve kimyasal kirlenmeler de toprak kaynaklarına olumsuz etkiler yapmaktadırlar. Toprak kirliliğinin çevre sağlığı açısından en önemli etkisi; topraktaki kirleticilerin bitki bünyesine geçerek bu bitkilerin ya doğrudan yada bu bitkilerle beslenen hayvanların besin olarak tüketilmesi sonucu insan bünyesine geçmesidir. Bundan başka özellikle çiftçi üretici sağlığı açısından kirlenmiş toprakla derinin el, ayak temas etmesi, kirlenmiş toprak tozlarının yutulması, topraktan özellikle kuruma esnasında buharlaşan cıva vb. kirleticilerin teneffüs edilmesi gibi tam olarak boyutları ve sonuçları yeterince araştırılmamış birçok muhtemel sağlık sorunu vardır. Toprak bünyesi; dinamik olup son derece yüksek tamponlama gücüne sahip bir sistemdir. Yani toprağa giren bir zararlı yada kirletici kolloidal yüzeyler adını verdiğimiz kuvvetler tarafından çok sıkı bir şekilde tutulmaktadır. Böylece zararlının etki ve sistemin tepkisi çok uzun bir süreç içinde ortaya çıkmakta hatta bazen herhangi etki görülmemektedir. Ancak bu tutma sonsuz olmadığı gibi topraktan toprağa değişmekte olup özellikle kumlu toprakların kapasitesi yok denecek kadar azdır. Toprak kirliliğinin tespitinde ve değerlendirilmesinde oldukça çok parametre ve faktörün göz önünde tutulması gerekmektedir. Çünkü toprakta; fiziksel, kimyasal, fizikokimyasal, biyokimyasal ve biyolojik olayların karmaşıklığı içerisinde doğal bir denge vardır. Bütün bunlar sınırlı kaynaklar olması nedeniyle toprakların insanların geleceği açısından büyük önem taşıdığını, toprak kirliliğinin özellikle çiftçi üretici sağlığı olmak üzere insan ve çevre sağlığı açısından son derece önemli bir çevre sorunu olduğunu göstermektedir.

toprak kirliliği ile ilgili afişler